<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Yaşam Sağlık Bilgileri Hastalık Belirtileri Diyet Zayıflama Tedavi</title>
	<atom:link href="http://www.112.gen.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.112.gen.tr</link>
	<description>Sağlıklı yaşam güncel sağlık bilgileri diyet zayıflama hastalıklar belirtileri ve tedavisi diyet zayıflama cinsellik güzellik cilt bakımı estetik gebelik hamilelik</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 22:32:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Penis Büyütme Yöntemleri İle İlgili Bilimsel Gerçekler</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/penis-buyutme-yontemleri-ile-ilgili-bilimsel-gercekler/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/penis-buyutme-yontemleri-ile-ilgili-bilimsel-gercekler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:32:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Corpus Spongiosum]]></category>
		<category><![CDATA[penis]]></category>
		<category><![CDATA[penis bütücü]]></category>
		<category><![CDATA[penis büyütme]]></category>
		<category><![CDATA[penis büyütme teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[penis nasıl büyütülür]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2670</guid>
		<description><![CDATA[Erkek Cinsel Organı (Penis) resimde de görüldüğü üzere 3 ana kısımdan oluşur; üstte 2 adet dairesel doku yapısı (Corpora Cavernosa) ve altta daha küçük bir dairesel doku yapısından(Corpus Spongiosum) oluşur. Penis ereksiyon olduğu zaman bu dokulara kan dolmaya başlar. Altta bulunan doku (Corpus Spongiosum) idrar yolu ve sperm çıkış kanalıdır. Üstte bulunan iki doku kanalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erkek Cinsel Organı (Penis) resimde de görüldüğü üzere 3 ana kısımdan oluşur; üstte 2 adet dairesel doku yapısı (Corpora Cavernosa) ve altta daha küçük bir dairesel doku yapısından(Corpus Spongiosum) oluşur. Penis ereksiyon olduğu zaman bu dokulara kan dolmaya başlar.</p>
<p>Altta bulunan doku (Corpus Spongiosum) idrar yolu ve<span id="more-2670"></span> sperm çıkış kanalıdır. Üstte bulunan iki doku kanalı ise esas kan pompalanan ve ereksiyonu sağlayan kısımlardır. Ereksiyon durumunda penise pompalanan kanın %90 gibi büyük bir oranı yukarda bulunan bu iki doku kanalına dolar.</p>
<p>Penisinizin boyu, doku kanallarına pompalanan kan ile doğru oratılıdır. Yani penis kendi kendine daha çok kan pompalayarak dokuların genişlemesini ve uzamasını sağlayamaz, zaten ereksiyon durumunda dokularınız maksimum kapasiteye ulaşmış olur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/penis-buyutme-yontemleri-ile-ilgili-bilimsel-gercekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İbrahim saraçoğlu LAVANTA KÜRÜ</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/ibrahim-saracoglu-lavanta-kuru/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/ibrahim-saracoglu-lavanta-kuru/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim saraçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[lavanta]]></category>
		<category><![CDATA[lavanta kürü]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesini engelleyen bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2667</guid>
		<description><![CDATA[ibrahim saraçoğlunun mucizevi kürlerinden biride saçlar için lavanta kürüdür.dökülen ve yıpranmış saçlar için lavanta kürünün tarifi şöyle: LAVANTA KÜRÜNÜN HAZIRLANIŞI Kaynayan 3 bardak suyun içine bir tutam lavantayı atarak ve 15 dk. dinlendiriyoruz. sıcakken süzüp saçlarımızı bu su ile iyice ıslatıyoruz yarım saat bekledikten sonra saçları sadece durulayıp kurutuyoruz (makina ile de kurutabilirsiniz). bir ay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ibrahim saraçoğlunun mucizevi kürlerinden biride saçlar için lavanta kürüdür.dökülen ve yıpranmış saçlar için lavanta kürünün tarifi şöyle:</p>
<p>LAVANTA KÜRÜNÜN HAZIRLANIŞI</p>
<p>Kaynayan 3 bardak suyun içine bir tutam lavantayı atarak ve 15 dk. dinlendiriyoruz.</p>
<p>sıcakken süzüp saçlarımızı bu su ile iyice ıslatıyoruz</p>
<p>yarım saat bekledikten sonra saçları sadece<span id="more-2667"></span> durulayıp kurutuyoruz (makina ile de kurutabilirsiniz).</p>
<p>bir ay boyunca bu kürü uyguluyoruz . ayrıca bu kürü saçları çok çabuk yağlananlarda gönül rahatlığıyla uygulayabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/ibrahim-saracoglu-lavanta-kuru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Damar hastalıklarına iyi gelen şifalı bitkiler</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/damar-hastaliklarina-iyi-gelen-sifali-bitkiler-2/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/damar-hastaliklarina-iyi-gelen-sifali-bitkiler-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:28:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı otlar]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[damar hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kalp damarlarını açan şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve damar hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ot]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2665</guid>
		<description><![CDATA[Armut, damarların içinde biriken tortuları eritip, idrarla dışarı atar. Ayçiçek yağı (soğuk preslenmiş) damar kireçlenmesine çok iyi gelir. Damar sertliği, kolestrol ve tansiyona içerdiği pektin maddesi nedeniyle iyi gelir. Çavdar lezzetli bir ürün olup vücuda enerji verir. Damar sertliği ve dolaşım bozukluğu sorunu yaşayanlar için yararlı bir üründür. Domates, sarımsak, limon, maydanoz, armut damar sertliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Armut, damarların içinde biriken tortuları eritip, idrarla dışarı atar.</p>
<p>Ayçiçek yağı (soğuk preslenmiş) damar kireçlenmesine çok iyi gelir. Damar sertliği, kolestrol ve tansiyona içerdiği pektin maddesi nedeniyle iyi gelir.</p>
<p>Çavdar lezzetli bir ürün olup vücuda enerji verir. Damar sertliği ve dolaşım bozukluğu sorunu yaşayanlar için yararlı bir üründür.</p>
<p>Domates, sarımsak, limon, maydanoz, armut damar sertliği ve <span id="more-2665"></span>dolaşım bozukluklarına iyi gelir.</p>
<p>Greyfurt&#8217;un C vitamini yönünden zengin olmakla beraber tadı acıdır. Günde 1 tane yendiğinde atardamar tıkanmasını önleyici, tıkalı damarları açıcıdır.</p>
<p>Ihlamur, damar kireçlenmesi, kansızlık ve dolaşım bozukluklarına iyi gelir.</p>
<p>Karaturp damar sertliğine iyi gelir.</p>
<p>Limon damar sertliğine karşı etkilidir.</p>
<p>Portakal ve yeşil biber damar zayıflığına iyi gelir.</p>
<p>Sarımsak, soğan damar sertliğini önler.</p>
<p>Üzerlik otu çayı damar tıkanması gibi hallerde çok etkili olur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/damar-hastaliklarina-iyi-gelen-sifali-bitkiler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Penis büyüklüğü milyonlarca erkeğin ortak sorunu</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/penis-buyuklugu-milyonlarca-erkegin-ortak-sorunu/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/penis-buyuklugu-milyonlarca-erkegin-ortak-sorunu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:27:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[penis]]></category>
		<category><![CDATA[penis büyütücü]]></category>
		<category><![CDATA[penis büyütme]]></category>
		<category><![CDATA[penis büyütme teknikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2662</guid>
		<description><![CDATA[Eğer penisinizin yeterli kadar büyük olmadığını düşünüyorsanız, penisinizden utanıyorsanız ve bu durum cinsel hayatınızı olumsuz yönde etkiliyorsa, kesinlikle yalnız olmadığınızı bilmelisiniz. Yapılan araştırmalar ve anketler göstermiştir ki her 10 erkekten 8 tanesinin (%80 lik oran) penisiyle ilgili bir sorunu vardır. Kimi erkekler penislerinin büyüklüğünden, kimileri şeklinden, kimileri ise güçsüzlüğünden şikayetçilerdir. Doğal penis büyütme tekniklerinin içerdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer penisinizin yeterli kadar büyük olmadığını düşünüyorsanız, penisinizden utanıyorsanız ve bu durum cinsel hayatınızı olumsuz yönde etkiliyorsa, kesinlikle yalnız olmadığınızı bilmelisiniz.</p>
<p>Yapılan araştırmalar ve anketler göstermiştir ki her 10 erkekten 8 tanesinin (%80 lik oran) penisiyle ilgili bir sorunu vardır. Kimi erkekler penislerinin<span id="more-2662"></span> büyüklüğünden, kimileri şeklinden, kimileri ise güçsüzlüğünden şikayetçilerdir.</p>
<p>Doğal penis büyütme tekniklerinin içerdiği özel egzersizler sizi daha büyük ve daha güçlü bir penis sahibi yapacaktır.</p>
<p>Doğal teknikleri uygulayan yüzbinlerce erkek çok özel istisnaların dışında hep olumlu sonuçlar aldılar ve mutlu bir cinsel hayata kavuştular.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/penis-buyuklugu-milyonlarca-erkegin-ortak-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp bebek hakkında sıkça sorulan sorular (sss)</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/tup-bebek-hakkinda-sikca-sorulan-sorular-sss/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/tup-bebek-hakkinda-sikca-sorulan-sorular-sss/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:23:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[sss]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek hakkında yorumlar]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek sss]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tüt bebek yöntemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2660</guid>
		<description><![CDATA[Tüp BebekHakkında Merak Edilen Bilgiler Çiftler korunmadan 1 yıl süre ile çocuk sahibi olamamışlarsa ve yardımla üreme teknikleri kullanılarak çocuk sahibi olmak istiyorlarsa, yapılacak ilk iş erkek için sperm sayımıdır. Erkeklerde sperm sayısının zayıf olduğu durumlarda hemen yardımcı üreme tekniklerine başvurulabilir. Eğer kısırlık tedavisi için müracaat eden çiftlerden erkeğe ait kusur varsa erkeğin tedavisi çoğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüp BebekHakkında Merak Edilen Bilgiler</strong></p>
<p>Çiftler korunmadan 1 yıl süre ile çocuk sahibi olamamışlarsa ve yardımla üreme teknikleri kullanılarak çocuk sahibi olmak istiyorlarsa, yapılacak ilk iş erkek için sperm sayımıdır. Erkeklerde sperm sayısının zayıf olduğu durumlarda hemen yardımcı üreme tekniklerine başvurulabilir. Eğer kısırlık tedavisi için müracaat eden çiftlerden erkeğe ait kusur varsa erkeğin tedavisi çoğu kez yardımla üreme tekniklerine dayanır. Hanımlarla ilgili sorunlar ise kanalların tıkalı olması ya da<span id="more-2660"></span> yumurtlama problemi olarak karşımıza çıkabilir. Hanımlarda öncelikle bu tür sorunlar varsa örneğin yumurtlama problemi varsa düzeltmeye çalışılır yada kanalları tıkalı ise açılması için girişimlerde bulunulur. Bu girişimlerin olumsuz olması durumunda önce halk arasında aşılama denilen teknik uygulanır. Erkekten sperm alınıp en iyileri seçilerek hanıma tam yumurtlama gününde verilir ve bu yolla gebe kalması sağlanabilir. </p>
<p>ülkemizde her yıl 5000 tüp bebek yapıldığına göre artık insanların aklında soru işareti kalmadı demektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/tup-bebek-hakkinda-sikca-sorulan-sorular-sss/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiyede Her yıl 5000 yeni tüp bebek</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/turkiyede-her-yil-5000-yeni-tup-bebek/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/turkiyede-her-yil-5000-yeni-tup-bebek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek yöntemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2658</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebekte başarı oranı YÜZDE 15 Türkiye’de yıllık ortalama 300 bin çocuk doğuyor. Bu çocukların yüzde 5′i ise tüp bebek yöntemiyle dünyaya geliyor. Türk Jinekoloji Derneği tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’de bir yıl içerisinde ortalama 40 bin tüp bebek uygulaması yapıldığını ve bu uygulamaların yüzde 15′inden olumlu sonuç alındığını söyledi. Türk Jinekoloji Derneği başkanı , “Yılda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüp bebekte başarı oranı YÜZDE 15</p>
<p>Türkiye’de yıllık ortalama 300 bin çocuk doğuyor. Bu çocukların yüzde 5′i ise tüp bebek yöntemiyle dünyaya geliyor.</p>
<p>Türk Jinekoloji Derneği tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’de bir yıl içerisinde ortalama 40 bin tüp bebek uygulaması yapıldığını ve bu uygulamaların yüzde 15′inden olumlu sonuç alındığını söyledi. Türk Jinekoloji Derneği başkanı , “Yılda ortalama 300 bin<span id="more-2658"></span> kadın çocuk sahibi oluyor. Doğan bebeklerin 15 bini tüp bebek yöntemi uygulanarak dünyaya geliyor.” diye konuştu. Türkiye’de tüp bebek yapma oranının Avrupa ülkeleriyle kıyaslanmayacak kadar düşük düzeyde olduğunu açıklayan Dernek başkanı, “Bunun en büyük nedeni eğitimsizlik. İkinci nedeni de tüp bebek tedavisinin giderlerinin fazla olması. Tüp bebek yöntemiyle hamile kalmak isteyen bayanlar yaklaşık 4 bin YTL harcamak zorunda. Yapılan yasal düzenleme ile devlet bu giderlerin bin 140 YTL’ sini karşılamaya başladı.” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/turkiyede-her-yil-5000-yeni-tup-bebek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku bozukluğu ve tedavisi</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/uyku-bozuklugu-ve-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/uyku-bozuklugu-ve-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:19:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerde şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[uyku bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[uyku bozukluğu tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2656</guid>
		<description><![CDATA[Uykunun dönemleri var mıdır? Uykuda farklı 5 dönem dikkati çekmektedir. Bu dönemlerden birisi REM (Rapid Eye Movement) diğerleri ise Non-REM olarak adlandırılmaktadır. Non-REM dönemi kendi içinde iki ana bölüme ayrılabilir: Uykusuzluk nedir? Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul edilmektedir. Gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler (huzursuzluk, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uykunun dönemleri var mıdır?</p>
<p>Uykuda farklı 5 dönem dikkati çekmektedir. Bu dönemlerden birisi REM (Rapid Eye Movement) diğerleri ise Non-REM olarak adlandırılmaktadır. Non-REM dönemi kendi içinde iki ana bölüme ayrılabilir:</p>
<p>Uykusuzluk nedir?</p>
<p>Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul edilmektedir. Gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler (huzursuzluk, hırçınlık gibi), verimlilikte azalma, hatta düşünsel işlevlerde bozulma tabloya eşlik edebilmektedir.</p>
<p>Yüzeyel uyku (1. dönem ve kısmen 2. dönem) </p>
<p>Derin uyku (3. ve 4. dönemler). Bu dönemleri içine alacak şekilde bir tanım yapılırsa uyku, uyanıklıkla 5 uyku dönemi arasındaki periyodik geçişlerdir denebilir.</p>
<p>Genellikle kısa bir uyanık dönemden sonra insanlar 1., 2., 3. ve 4. döneme girmektedir. Uykunun başlamasından yaklaşık 90-120 dakika sonra da ilk REM dönemi ortaya çıkmaktadır. Daha sonra da 90-120 dakikalık aralarla bir gecede 3-5 REM döneminden geçilmektedir. Genç erişkin insan uykusunun yaklaşık olarak %5-10’unu 1. dönem, %45-60’ını 2. dönem, %20-25’ini 3. ve 4. dönem ve %20-30’unu REM dönemi kapsamaktadır. Genel olarak uykunun ilk üçte birlik bölümünde Non-REM, son üçte birlik döneminde de REM uykusu daha fazla yer almaktadır.</p>
<p>Yüzeyel uyku, uyku-uyanıklık geçişi arasındaki dönemi <span id="more-2656"></span>oluşturmakta olup bu dönemde insanlar kolaylıkla uyandırılabilmektedir. Derin uyku sırasında insanın uyandırılabilmesi için daha şiddetli uyarana ihtiyaç vardır. Bu dönemdeki değişimlerin, bedensel dinlenmeye, yenilenmeye hizmet ettiği kabul edilmektedir. Derin uykunun yeterince uyunmadığı ya da deneysel olarak ortadan kaldırıldığı durumlarda ise insanlar dinlenemediklerinden, sabah yorgun kalktıklarından, yeni bir günün yükünü taşıyacak durumda olmadıklarından yakınmaktadırlar.</p>
<p>Rüyalar ne zaman görülür?</p>
<p>Rüyaların % 80&#8242;inin REM sırasında görüldüğü bilinmektedir. Bu dönemdeki değişimler, fizyolojik aktiviteler açısından uyanıklığa benzerlik göstermektedir. REM&#8217;in işlevi konusunda iki temel açıklama vardır: birincisi, REM&#8217;in amacı gün içinde yaşananları unutmaktır, ikincisi, REM uyanıklıkta alınan bilgilerin düzenlenmesinde hizmet eder.REM&#8217;in birey için gerekli bulunmayan kayıtları silerek, gerekli olanları düzenleyerek ertesi güne duygusal ve düşünsel olarak hazırlanmaya hizmet ettiği söylenebilir.Ayrıca hayvan deneyleri, öğrenme ile REM arasında yakın ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Uyku bozuklukları yaygın mıdır?</p>
<p>Uyku bozukluklarının genel populasyonda yaygınlığı % 15-35 civarında olup, % 10-20 oranında ağır ve kalıcı bir şekilde uykusuzluktan yakınanlar bulunmaktadır. İnsanların % 50’si yaşamlarının bir döneminde uykusuzluk çekmektedirler. Bu insanların yarısının sorunlarının ciddi boyutta olduğunu ifade etmeleri, uykusuzluğun önemli ve oldukça yaygın olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. </p>
<p>Yaşa ya da cinsiyete göre uyku sorunları değişir mi?</p>
<p>Araştırmalar kadınların daha fazla uykusuzluk yakınması bulunduğunu göstermektedir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte uyku ihtiyacı da azalmaktadır. Gençlerin daha çok uykuya dalma güçlüğü çektikleri, yaşlıların ise uykuyu sürdürmeye ilişkin sorunlarının ön planda olduğu dikkati çekmektedir. Yaşlılıkla artan hastalıkların uykusuzluk oluşumuna katkısı da yadsınamaz. Süregen uykusuzluk, kadınlarda, yaşlılarda ve bedensel ya da ruhsal hastalıkları olanlarda yaygındır. </p>
<p>Uykusuzluk insanı nasıl etkiler?</p>
<p>Uykusuzluk, hasta için uyuyamamanın ötesinde anlam taşımakta, psikososyal, mesleki alanlarda da sorunlara yol açmaktadır. Araştırmalar, uykusuzluğu olan insanların günlük yaşamlarında ve genel sağlık alanlarında daha çok sorunları olduğunu, giderek yaşam kalitesinin düştüğünü ve zaman/enerji yönünden daha çok yardım aramaya yöneldiklerine işaret etmektedir.</p>
<p>Ruhsal bozukluklarda uyku sorunları daha fazla görülür mü?</p>
<p>Psikiyatrik bozukluklarda uykusuzluk yakınmasının % 75 oranında bulunduğu dikkati çekmektedir. Bunların içinde depresyonda ortaya çıkan uyku bozuklukları özel bir yer tutmaktadır. Depresyonda olan kişilerin uyku örüntüsündeki değişiklikler biyolojik gösterge olarak kabul edilmektedir. Bu örüntüdeki tipik özellikler, kısa sürede REM dönemine girme, geceleri sık uyanma, sabahları erkenden uyanma olarak özetlenebilir. Anksiyete (kaygı) tablolarında ise çoğu zaman uykuya giriş sorunları ön plandadır. Bu hastaların bir bölümü gerginlik nedeniyle, yeterince gevşeme elde edemediklerinden uykuya zorlukla girebilmektedirler.</p>
<p>Uykusuzluk nedenleri nedir?</p>
<p>Uykusuzluğa, uyarılmaya yol açan tüm faktörlerin neden olabileceği söylenebilir. Bu nedenle kaynağında kısa süreli ya da kalıcı psikoljik/biyolojik değişmeler yer alabilir. </p>
<p>Bedensel hastalıklar ve bazı ilaçlar biyolojik faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>Psikolojik faktörler olarak bireyin içinde bulunduğu gerginlik ve kaygı gibi yaşantıların, uykunun başlangıcında beklenen gevşemeye engel olduğu, hatta uyku ya da uyumanın kaygı verici bir yaşantı olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Böylece, hastanın uykuya girişi gecikmekte ya da uykuya geçememekte, uyku başlasa bile kesintilerle sürmektedir. </p>
<p>Aşırı uyku nedir?</p>
<p>Gündüzleri uyuklamaların temel yakınma olduğu aşırı uyku tabloları, tüm uyku bozukluklarının yarısını oluşturmaktadır. Aşırı uyku tablosunun içinde iki önemli bozukluk yer almaktadır: Bunların birincisi uyku apnesi, ikincisi ise narkolepsidir.</p>
<p>Uyku apnesi, bir saatlik uyku sırasında 10 saniyeden uzun süren beşden fazla sayıda solunum durmasıdır. Yaşamı tehdit eden, ani gece ölümlerine neden olduğu ileri sürülen ve yorgunluk, isteksizlik, verimsizlik, düşünsel işlevlerde bozulma, duygusal dengesizlik gibi çeşitli psikiyatrik belirtilere yol açabilen bir tablodur.</p>
<p>Narkolepsi, gündüzleri uyku atakları, karabasan ve diğer ek belirtilerle karakterize bir tablodur.. Tanı, uyku laboratuarlarındaki çalışmalarla konabilmektedir. </p>
<p>Uykuda konuşma, yürüme, kabus neden olur?</p>
<p>Uykuda konuşma, yürüme, diş gıcırdatma, kabus, korku, karabasan, altını ıslatma gibi tabloları içeren uyku bozuklukları (parasomnia&#8217;lar) tüm uyku bozukluklarının % 15.&#8217;ni oluşturmaktadır. Genellikle çocukluk ve ergenlik dönemde görülmektedir. Çocuk ve ergenlerin yaklaşık dörtte birinde parasomnia görülmektedir. Bu oran, erişkin dönemde % 1’e düşmektedir. Genellikle uykunun başlangıç dönemindeki Non-REM uykusu sırasında görülmekte olan parasomnia tablolarının genellikle psikolojik nedenlere dayalı olduğu dikkati çekmektedir. Bu nedenle tedavinin temelini psikolojik modeller oluşturmaktadır.</p>
<p>Uyku düzeni bozuklukları nedir?</p>
<p>Uyku düzeni (siklus) bozuklukları, tüm uyku bozuklularının % 2.9&#8242;nu oluşturmaktadır. Burada zaman zaman gece çalışanlara, uçakla ekvatora paralel olarak yolculuk yapanlara (jet-lag), günlük siklusu 24 saatten kısa ya da uzun olanlara ait tablolar yer almaktadır. Tedavi nedene yönelik olup, ritmin düzenlenmesi temel alınmaktadır.</p>
<p>Uyku bozukluğunun tanısının konabilmesi için,yakınmanın tanımlanması, nasıl ortaya çıktığının ve ilişkili faktörlerin araştırılmasına yönelik olan ayrıntılı bir görüşme , psikolojik değerlendirme yapılmalı ve fizik muayene ile laboratuvar testleri uygulanmalıdır.Ancak görüşme ve incelemeler sonucunda uygun tedaviye yanıt alınamamış, spesifik bir uyku bozukluğuna işaret eden sorunları bulunduğu düşünülen ya da tedavi sonuçları izlenecek hastalar uyku laboratuvarında incelenmelidir. </p>
<p>Uyku sorunlarının tedavisi nasıl oluyor?</p>
<p>Uykusuzluğu olan kişilerin bir sonuç alamamalarına karşın uyumak için alkol vb. maddeleri kullandıkları dikkati çekmektedir. Bu şekilde, tabloya diğer sorunlar eklenmektedir. </p>
<p>Uykusuzluğun kaynağı olarak görülen bedensel ve psikolojik gerginlikle başetmek için gevşeme teknikleri ile gerginlik ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bazı uykusuzluk tablolarında ilaç tedavisi kullanılmaktadır.</p>
<p>Uykusuz insanların bir bölümünde sadece uyku hijyeninin düzenlenmesiyle önemli ölçüde yarar sağlanabilmektedir. Uyku hijyeni için şu noktalara dikkat edilmelidir: </p>
<p>çok aç ya da tok olmamak,<br />
kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve tütün kullanımından kaçınmak,<br />
düzenli egzersiz yapmak, ancak akşam saatlerinde heyecan oluşturacak aktivitelerden kaçınmak,<br />
uyku gelmeden yatağa girmemek,<br />
yatak odasını sadece uyku ve cinsel ilişki için kullanmak,<br />
uyuyamadığında uyumaya çabalamamak, yataktan ve yatak odasından çıkarak başka bir yerde zaman geçirip uyku gelince yatağa dönmek,<br />
ne kadar uyunursa uyunsun sabah belirli bir saatte kalkmak,<br />
gündüzleri uyumamak ve yatak odasını ses, ışık, ısı yönünden izole etmek. </p>
<p>Aslında bunlar herkesin sağlıklı bir uyku için dikkat etmesi gereken kurallardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/uyku-bozuklugu-ve-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel fıtığı tedavisi sonrası</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/bel-fitigi-tedavisi-sonrasi/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/bel-fitigi-tedavisi-sonrasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:16:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2654</guid>
		<description><![CDATA[Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu konservatif tedavi dediğimiz ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Fakat cerrahi lüzumluysa bunu da geciktirmemek gerekir, çünkü günümüzde uygun ve yeterli bir teknikle tecrübeli doktorlar tarafından ameliyat edilen hastalarda başarı oranı % 99 civarındadır. Doğru hasta, doğru zamanda, doğru teknikle, doğru ekip tarafından, doğru âlet ve cihazlar kullanılarak ameliyat edilirse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu konservatif tedavi dediğimiz ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Fakat cerrahi lüzumluysa bunu da geciktirmemek gerekir, çünkü günümüzde uygun ve yeterli bir teknikle tecrübeli doktorlar tarafından ameliyat edilen hastalarda başarı oranı % 99 civarındadır. Doğru hasta, doğru zamanda, doğru teknikle, doğru ekip tarafından, doğru âlet ve cihazlar kullanılarak ameliyat edilirse başarı şansı yükselmektedir. Cerrahın dikkat ve deneyimi, ciltten itibaren dokulara çıplak gözle müdahale edilmemesi, aydınlatmanın iyi olması, gerektiğinde spinal veya epidural anestezi kullanılarak genel anestezinin devre dışı bırakılması elde edilen yüz güldürücü sonuçların oranını artırırken, komplikasyonları da giderek azaltmaktadır. Ameliyat yerindeki yüzeyel veya derin dokuların iltihabı, yapışıklıklar, epidural nedbe dokusu teşekkülü, dura mater denilen kalın zarın zedelenmesi gibi nisbeten basit komplikasyonların yanında sinir elemanlarının, komşu yapıların, iç organların, büyük damarların zarar görmesi gibi önemli komplikasyonlar ve diğer birtakım istenmeyen olaylar tıpta en ileri düzeydeki <span id="more-2654"></span>merkezler dahil tüm dünyada görülebilmektedir. Anesteziye ait komplikasyonları da unutmamak gerekir. Ancak uygulanan üstün teknik ve elde edilen muazzam deneyimle beraber gerektiğinde genel anestezinin devre dışı bırakılabiliyor olması komplikasyonları en alt seviyeye indirgemektedir.  Mesela deneyimli ekibimiz tarafından mikroteknik ve mikroendoskopik teknik kullanılarak gerçekleştirilen bel fıtığı operasyonlarında hastanın felç kalma riskinin bulunmaması bunun bir göstergesidir. Bütün bunlara rağmen her türlü risk hâlâ sıfırlanabilmiş değildir. Bilim sürekli gelişiyor. Birçok olumlu şey yapılmış olmasına karşılık daha katedilecek çok yolumuz vardır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/bel-fitigi-tedavisi-sonrasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiddetli Sırt Ağrıları</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/siddetli-sirt-agrilari-2/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/siddetli-sirt-agrilari-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 00:12:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplı]]></category>
		<category><![CDATA[İltihaplı romatizma hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[şifa]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bel incinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Enflamatuar]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağrısı nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağrısı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Schuermann hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2650</guid>
		<description><![CDATA[Vücuda destek olan sırtı önemsememek hiç doğru değil. Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu. Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlığına özen göstermeliyiz. Yapılan bir araştırmaya göre sırt ağrılarından yakınanların yüzde 35’i için sırt ağrıları kronik bir soruna dönüşüyor. İnsanların sırtları neden ağrır? Tıp uzmanları başlıca nedenleri şöyle sıralıyorlar: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.112.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/sirt_agrisi.bmp"><img class="alignleft size-full wp-image-2651" title="sirt_agrisi" src="http://www.112.gen.tr/wp-content/uploads/2010/08/sirt_agrisi.bmp" alt="sırt ağrısı" width="239" height="197" /></a>Vücuda destek olan sırtı önemsememek hiç doğru değil. Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu. Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlığına özen göstermeliyiz.</p>
<p>Yapılan bir araştırmaya göre sırt ağrılarından yakınanların yüzde 35’i için sırt ağrıları kronik bir soruna dönüşüyor. İnsanların sırtları neden ağrır? Tıp uzmanları başlıca nedenleri şöyle sıralıyorlar: Kötü duruş, incinme, stres, hamilelik, yaşlılık ve aşırı kullanma.</p>
<p><strong>Duruşa dikkat</strong></p>
<p>Eğer düzgün durmayı ilke edinirseniz sırt ağrılarınızın azaldığını göreceksiniz. Bir süre sonra da hiçbir şikayetiniz kalmayacak. Otururken öne doğru eğilmemeye dikkat edin. Omuzlarınız öne doğru gelmesin. Sürekli olarak omuzlarınızı geri itin ve midenizi içinize çekin. Böylece vücudun ağırlığını eşit olarak çeşitli bölgelere dağıtmış olursunuz. Sakın bacak bacak üstüne atarak oturmayın. Bu alışkanlık kan dolaşımını zorlaştırır. Eğileceğiniz zaman sırtınızı öne eğmeyin. Dizlerinizi kırarak diz çökün. Böylece sırtınıza fazla yük binmesini önlersiniz. Alışverişten dönerken, yükü bir elinizde taşımayın. İki ayrı çanta ya da torbaya eşit miktarda malzeme koyun ve öyle taşıyın. Sırtınız ve omuzlarınız arasında denge kurulmasını sağlamakla, sırt ağrısı çekmekten kurtulursunuz.</p>
<p><strong>Ağrılara neden olan hastalıklar nelerdir ?</strong></p>
<p>Schuermann hastalığı:</p>
<p>Boyun ve bele göre sırttaki omurlar daha az hareketlidir. Bu nedenle büyüme çağında kan dolaşım problemlerine ait omur düzeyindeki gelişim hastalıkları en çok sırtta görülür. Büyüme çağında kas, eklem uyumsuzluğu yaşayan çocukların sırtlarında ortaya çıkan kifoz adı verilen yuvarlılık, kamburlaşma sırt ağrısına neden olabiliyor. Hastalığın habercisi olabileceği gibi bu dönemde öne doğru eğilmelerden de kaynaklanabilir. Skolyoz, çocukluk ve genç erişkinlik dönemlerinde omurganın üç boyutta eğrilmesi sırt ağrısıyla kendini belli edebilir. Bu sırt ağrıları hareketle artan dinlenmeyle geçen özelliktedir.</p>
<p>Enflamatuar (İltihaplı) romatizmal hastalıklar:</p>
<p>Enflamatuar, gece ağrıları diye adlandırılan bu sırt ağrıları hastalığın en çok bilinen belirtisidir. Gecenin ikinci yarısında uykudan uyandırabilecek şiddette görülür. Ağrıların yanı sıra eklem şişmeleri, sabah sertliği şikayetleri ortaya çıkar. Romatizmal hastalıklarda erken tanıyla, hastalık nedeniyle <span id="more-2650"></span>ortaya çıkabilecek tahribat en aza indirilmeye çalışılır.</p>
<p>Osteoporoz adı verilen kemik erimesi hastalığı:</p>
<p>Özellikle geceleri sırtta şiddetli ağrılara neden olabiliyor. Yaşlı kadınlarda sırt ağrıları, osteoporoz nedeniyle ortaya çıkan osteoporotik yıkım adı verilen, omurların şekillerini kaybedip çökmesinden kaynaklanabilir.</p>
<p>Kanser:</p>
<p>Orta yaş üstünde (40 yaş üzerinde) omurgaya yayılmış kanser nedeniyle gece sırt ağrıları ortaya çıkabilir. Ağrıların bu yönde araştırılması gerekiyor. Hastalığın elenmesinde en kolay tanı yöntemi iki yönlü sırt grafisi çekmek.</p>
<p>Oransızlık problemleri:</p>
<p>Kilo ve boy endeksine göre göğüsleri büyük olan kadınlar sırt ağrısı çekebiliyorlar.</p>
<p>Kalp hastalıkları:</p>
<p>Kürek kemiğine vuran sırt ağrıları, kalp hastalıklarından şüphelenmesine neden olabiliyor. Safra yolları hastalıklarında sırt ağrısı ilk belirti olarak ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Zona:</p>
<p>Sinir uçlarında iltihaplanması sonucu ortaya çıkan hastalık hiçbir belirti vermeden sırt ağrısıyla kendini gösterebiliyor.</p>
<p>Psikosomatik neden:</p>
<p>Sırt ağrıları sadece yaşam koşulları ve strese bağlanmamalı. Her türlü hastalık irdelenmeli.</p>
<p>Ağrıları geçirmek için</p>
<p>Eğer sırtınız ağrıyorsa, yaptığınız iş ne olursa olsun o işi bırakın. Eğer sırtınızda sıcaklık da varsa, soğuk kompres uygulayın. Eğer sırtınız ağrırken aynı zamanda geriliyorsa, sıcak su torbasını sırtınızda gezdirin. Bu arada ağrı kesici bir ilaç da alabilirsiniz. Eğer iki üç gün içinde sırt ağrılarınız geçmezse bir doktora görünmelisiniz.</p>
<p>Uzun süre yatak istirahati yapmak, sırta destek veren kasları zayıflatabilir. Bu nedenle sadece yatarak ağrı geçirmeyi denemek yanlıştır. Bu arada yoga hareketlerinin sırt için son derece yararlı olduğunu belirtelim.</p>
<p>Sağlıklı bir sırt için</p>
<p>1 &#8211; Stres ve gerginlik, sırt kaslarının gerilmelerine neden olur. Bu nedenle haftada bir kez sırtınıza masaj yaptırın ya da yoga yapmayı öğrenin. Sırt kaslarının rahatlaması için bu önlemleri almak zorundasınız.</p>
<p>2 &#8211; Sırtın sağlıklı olabilmesi için doğru egzersizleri seçmek çok önemlidir. Yüzme ve yürüyüş sırt için ideal egzersizler olarak nitelendirilir, ama siz gene de bir doktora danışın.</p>
<p>3 &#8211; Oturduğunuz sandalye ya da koltuk, mutlaka çok rahat olmalı. Ve sırtınıza destek vermeli. Evde iş yerinde ve arabada bu hususa dikkat etmelisiniz. Yumuşak kanape ve koltukların arkalarına yastık koyarak destek almak gerekir.</p>
<p>4 &#8211; Yaşamımızın yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirdiğimize göre yatağımıza da dikkat etmemiz gerekiyor. Yatağınız kalçalarınızın ve omuzlarınızın rahat edebileceği bir şekilde olmalı.</p>
<p>Sırt Kaslarınız İçin Yapabileceğiniz Basit Egzersizler</p>
<p>1. Boynunuzu Esnetin</p>
<p>Dik olarak oturun ve başınızı kendi etrafında döndürmeden omuzlarınıza doğru hafifçe eğin. Telefonla konuşurken ahizeyi bir sağ omuzunuza bir de sol omuzunuza koyarak bu egzersizi yapabilirsiniz.</p>
<p>2. Omuzlarınız İçin</p>
<p>Dik oturuş pozisyonunuzu bozmadan gece yatış pozisyonlarınızdan kaynaklanan sırt ağrılarınızı gidermek için omuzlarınızı önce öne sonra arkaya doğru düzenli rotasyon ile hareket ettirin.</p>
<p>3. Göğüs Kasları İçin</p>
<p>Dik oturur pozisyonunuzu bozmadan kollarınızı gergin olarak önde göğsünüze paralel şekilde birleştirin. Kollarınızın gergin olmasına özen gösterin ve elleriniz birbirine birleşik iken, başınızın üstüne doğru kol iç kasları ve gögüs kaslarınızın gerilmesini sağlayın.</p>
<p>4. Sırt Kaslarına Devam</p>
<p>Dik oturur pozisyonunuzu koruyarak Önce sağ/sol kolunuzu yana doğru açın. Elinizi bileğinizden yukarı doğru avucunuz dışa bakacak şekilde gerin ( Bu sizin alt kol iç kaslarınızı açacaktır). Pozisyonu bozmadan kolunuzu sırtınıza doğru gerin ve el bileğinizi kendi etrafında çevirin. Kolunuzu başınıza paralel kaldırın ve aynı hareketi tekrarlayın. Kütürdeyen kas seslerinizi duyacaksınız. Aynı işlemi diğer kolunuza da uygulayın.</p>
<p>5. Sıra Bacaklarda</p>
<p>Sırtınızı dik tutmaya çalışarak bacağınızı göğsünüze doğru çekin. Arka bacak kaslarınızın gerginliğini hissedene bu hareketi yapın. Pozisyonu bozmadan ayak bileğinizi kendi etrafında döndürün ve gergin durumdayken yavaşça sandalyenin yanına 2. şekildeki gibi bırakın. Diğer bacağınıza da aynı işlemi tekrarlayın.</p>
<p>6. Yan Bacak Kaslarınız İçin</p>
<p>Dik oturur pozisyonda önce sağ/sol bacağınızı dik olarak gövdenize paralel olarak uzatın. Bacağınızı gergin hale getirip ayak bileğinizden ayağınızı kendi etrafında çevirin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/siddetli-sirt-agrilari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerde Andropoz</title>
		<link>http://www.112.gen.tr/erkeklerde-andropoz/</link>
		<comments>http://www.112.gen.tr/erkeklerde-andropoz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 00:09:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Andropoz]]></category>
		<category><![CDATA[Andropoz beliritleri]]></category>
		<category><![CDATA[Andropoz hastalığı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Andropoz tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde Andropoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.112.gen.tr/?p=2648</guid>
		<description><![CDATA[Andropoz Yaygın olarak kadınlarda menopozun etkileri üzerine konuşulur. Gelişen çağımızda teknoloji sayesinde kadınları menopoza geçiş dönemi ve sonrası hakkında bilgilendirme amaçlı olarak internet dünyasında fazlasıyla bilgi yer alır. Oysa bu süreçler doğa gereği yalnız kadınlar için değil erkekler için de geçerlidir. Erkeklerde bu dönem “Andropoz” olarak adlandırılır. Edinilen bilgileri dikkatle okumanızı öneririz. Çünkü erkekler “Andropoz” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Andropoz </strong>Yaygın olarak kadınlarda menopozun etkileri üzerine konuşulur. Gelişen çağımızda teknoloji sayesinde kadınları menopoza geçiş dönemi ve sonrası hakkında bilgilendirme amaçlı olarak internet dünyasında fazlasıyla bilgi yer alır. Oysa bu süreçler doğa gereği yalnız kadınlar için değil erkekler için de geçerlidir. Erkeklerde bu dönem “Andropoz” olarak adlandırılır. Edinilen bilgileri dikkatle okumanızı öneririz. Çünkü erkekler “Andropoz” dönemlerini daha zor ve sıkıntılı yaşıyorlar, sonrasında ise çekilmez olabiliyorlar.</p>
<p><strong>Andropoz nedir? </strong></p>
<p>Erkeklerin ileri yaş dönemlerinde erkeklik hormonlarında düşüş başlar, işte bu düşüşün başladığı döneme “Andropoz” denir. Aslında erkeklik hormonu tümden yok olmadığından buna “Androjen yetersizlik sendromu” deniliyor. Erkeklerin bu durumunun tek farkı ise kadınlarda bıçak sırtı olarak tabir edilen durumun tersine erkeklik hormonunun azalması ile birtakım belirtilerin ortaya çıkmasıdır.</p>
<p>Erkeklik hormonu azalması olan andropozun belirtileri nelerdir?</p>
<p>Andropozda, bedensel belirtiler ile cinsel fonksiyon yakınmaları ve psikolojik etkiler olarak ortaya çıkar.</p>
<p>Psikolojik yönden; sinirlilik, kaygı, depresif ruh hali, kronik yorgunluk hissi ve motivasyonda azalma görülebilir. Hafızayı da olumsuz etkilediğinden unutkanlık sorunları baş gösterebilir. Aynı şekilde kişide zihinsel sorunlar var ise andropoz ile bu durum tetiklenebilir.</p>
<p>Bedensel yönden; konsantre olamama, halsizlik, uyku ihtiyacında artış, kas <span id="more-2648"></span>ve eklem ağrıları beraberinde ise ateş basmaları gibi şikayetler oluşur.</p>
<p>Cinsel yönden; erkeklik hormonundaki düşüş ile cinsel isteksizlik ve beraberinde ereksiyon sorunlarında da artış olur. Yine ileri yaş ile birlikte erkeklerde de osteoporoz yani kemik erimesi de andropoz ile ortaya çıkar.</p>
<p>Erkekler içine kapanabiliyor</p>
<p>Andropoz erkeklerde 50 yaş üzeri erkeklerde görülür. Cinsel performansdaki düşüş de strese sebep olur. Erkekler çoğunlukla bu durumu içten içe sıkıntı yaptıklarından dışa vurumu da sert olabiliyor. Sürekli agresif tavırlarla herşeye sinirlenebilen bir kişilik sergilenir. Ani ve sert çıkışları ile psikolojik bozukluk görülmesi erkeklerin yakınlarınca çekilmez olarak ifade edilir.</p>
<p><strong>Tanısı nasıl konulur?</strong></p>
<p>İlk olarak basit kan tahlilleri ile erkeklik hormonundaki düşüş ve oran belirlenir. Kişinin kendini en iyi şekilde ifade etmesi önemlidir. Hastaya şikayetleri doğrultusunda üroloji uzmanının fiziksel muayenesi ile testislerde küçülme ve kıvamdaki yumuşaklık, aynı şekilde peniste küçülme, bunların dışında kas kitlesinde azalma gibi bulgular sayesinde anropoz tanısı konulur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.112.gen.tr/erkeklerde-andropoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
